Cezaevi yemek parası 2025 ne kadar ?

Emre

New member
Cezaevi Yemek Parası 2025 Ne Kadar? Rakamın Ötesinde Eşitsizlik Meselesi

Cezaevinde kalan bir insanın günde üç öğün yemek yiyebilmesi, ilk bakışta tartışmaya bile gerek olmayan en temel ihtiyaçlardan biri gibi görünüyor. Fakat “Cezaevi yemek parası 2025’te ne kadar?” sorusunun arkasında yalnızca bir rakam yok. Bu soru; yoksulluk, toplumsal cinsiyet, çocukların durumu, mahpusların çalışma imkânları, aile desteği ve devletin sosyal sorumluluğu gibi çok daha geniş bir alanı ilgilendiriyor.

2025 yılı açısından erişilebilen güncel verilere göre yetişkin hükümlü ve tutuklular için günlük iaşe bedeli 144 TL olarak uygulanıyor. Çocuk hükümlü ve tutuklular ile annesiyle ceza infaz kurumunda kalan çocuklar, hamile ve süt emziren hükümlü ve tutuklular için ise 275 TL düzeyinde iaşe bedeli söz konusu. Bu rakamlar, “cezaevinde yemek için her gün mahpusun cebinden 144 TL çıkar” şeklinde anlaşılmamalı. Burada söz konusu olan, mevzuat çerçevesinde tahakkuk ettirilebilen yiyecek/iaşe bedeli.

Asıl tartışılması gereken ise şu: Bir kişinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığı bir ortamda, temel beslenme giderinin hangi koşullarda kişiye borç olarak yüklenmesi sosyal adalet açısından ne ifade ediyor?

2025'te Cezaevi Yemek Parası 144 TL mi, 275 TL mi?

2025 yılı için temel ayrım yetişkin mahpuslarla özel beslenme ihtiyacı bulunan gruplar arasında yapılıyor. CİSST'nin 2026 tarihli çalışmasında yer alan verilere göre yetişkin hükümlü ve tutuklular ile görev başındaki kurum personeli için günlük iaşe bedeli 118 TL'den 144 TL'ye yükseltilmiş. Çocuk hükümlü ve tutuklular için ise 225 TL'den 275 TL'ye çıkarılmış. Aynı 275 TL tutarı annesiyle birlikte kalan çocuklar ile hamile ve emziren kadın mahpuslar bakımından da belirtiliyor.

Burada önemli bir ayrıntı var: 144 TL, kişinin cezaevinde satın aldığı bir öğünün fiyatı değildir. İaşe, kurumun mahpusların beslenmesini sağlamasıyla bağlantılı idari ve mali bir kavramdır. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği de bu bedelin tahakkuk ve tahsil sürecinin 2548 sayılı Kanun çerçevesinde yürütüldüğünü açıklıyor.

Dolayısıyla internette “cezaevinde günlük yemek ücreti 144 TL” şeklinde görülen bir ifade, hukuki açıdan eksik kalabilir. Daha doğru ifade, 2025 yılı için yetişkin mahpuslar bakımından günlük iaşe bedelinin 144 TL olarak belirlendiği yönündedir.

Peki Bu Para Her Mahpustan Alınıyor mu?

Hayır. Burada ekonomik durum belirleyici bir unsur.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün resmi açıklamasına göre 2548 sayılı Kanun kapsamında hükümlünün cezaevinde kaldığı dönem için yiyecek bedeline ilişkin bordro düzenleniyor. Ödeme gücü bulunmadığını ikamet ettiği yerdeki muhtarlıktan alınan belgeyle ortaya koyan kişilerden iaşe bedeli alınmıyor. Tahakkuk ettirilen borçların tahsil süreci ise ilgili kamu kurumları üzerinden yürütülüyor.

Bu noktada sınıfsal eşitsizlik meselesi ortaya çıkıyor.

Ekonomik olarak güçlü bir ailenin mahpusu, cezaevi kantinindeki ihtiyaçlarını karşılamak, dışarıdaki ailesinden düzenli para almak veya hukuki süreçlerde profesyonel destek kullanmak konusunda daha avantajlı olabilir. Yoksul bir mahpus ise aynı miktardaki borçla karşılaştığında bunun sonuçlarını çok daha ağır yaşayabilir.

Yani kâğıt üzerinde herkese aynı uygulanan bir ekonomik yük, gerçek hayatta herkesi aynı şekilde etkilemeyebilir.

Yoksulluk Cezaevinin Kapısında Bitmiyor

Cezaevine giren kişinin ekonomik sınıfı ortadan kalkmıyor. Hatta bazı durumlarda yoksulluğun etkileri daha görünür hale geliyor.

Ailesinden düzenli para alamayan, sigortalı bir iş geçmişi bulunmayan veya tahliye sonrasında istihdam edilme ihtimali düşük olan bir mahpus açısından küçük görünen bir günlük tutar bile zaman içinde ciddi bir borca dönüşebilir.

Örneğin 144 TL'nin 365 gün üzerinden basit matematikle hesaplanması 52.560 TL yapar. Bu, herkesin gerçekten bu miktarı ödeyeceği anlamına gelmez; çünkü ödeme gücü, tahakkuk ve istisnalar gibi hukuki unsurlar ayrıca değerlendirilir. Ancak bu örnek, günlük küçük bir tutarın uzun süre içerisinde nasıl önemli bir ekonomik yük haline gelebileceğini gösteriyor.

Burada sorulması gereken soru bence oldukça açık:

Yoksul olduğu için ödeme gücü bulunmayan bir mahpus ile ekonomik açıdan güçlü bir mahpusu aynı “borç” mantığı içinde değerlendirmek gerçekten eşitlik midir?

Belki de daha doğru soru, eşit muamele ile adil muamele arasındaki farkın ceza infaz sisteminde ne kadar dikkate alındığıdır.

Kadın Mahpuslar Açısından Neden Farklı Bir Tartışma Gerekiyor?

Toplumsal cinsiyet boyutu burada özellikle önemli.

Kadın mahpusların tamamının aynı deneyimi yaşadığını söylemek doğru olmaz. Ancak hamilelik, emzirme, çocukla birlikte cezaevinde kalma ve aile içindeki bakım sorumlulukları gibi durumlar bazı kadınların cezaevi deneyimini erkeklerden farklılaştırabiliyor.

Özellikle annesiyle ceza infaz kurumunda kalan küçük çocuklar açısından mesele yalnızca “yemek parası” değildir. Çocuğun beslenmesi, gelişimi ve annenin sağlık ihtiyaçları birlikte düşünülmek zorundadır.

2025 verilerinde hamile ve emziren kadın mahpuslar ile anneleriyle kalan çocuklar için daha yüksek iaşe tutarının uygulanması, ihtiyaçların standart bir yetişkin beslenmesinden farklı olduğunun kabul edildiğini gösteriyor.

Kadınların sosyal yapıların etkilerini anlatırken de dikkatli olmak gerekiyor. “Kadınlar her zaman mağdurdur” gibi bir genelleme ne doğru ne de açıklayıcı olur. Ancak bakım emeğinin toplumsal olarak çoğu zaman kadınlara daha fazla yüklenmesi, cezaevine giren annenin dışarıdaki çocuklarıyla ilişkisini ve içeride çocuğuyla birlikte yaşama koşullarını ayrıca düşünmeyi gerektiriyor.

Bir annenin cezaevinde olması, onun annelik sorumluluğunun ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, çocuğun herhangi bir suçtan dolayı cezalandırılmadığını da unutmamak gerekiyor.

Erkek Mahpusların Deneyimleri de Tek Tip Değil

Toplumsal cinsiyet tartışmasının diğer tarafında erkek mahpusların deneyimleri de tek bir kalıba sokulmamalı.

“Erkekler ekonomik sorunlarla daha kolay baş eder” veya “erkekler yalnızca çözüm odaklıdır” gibi ifadeler bilimsel gerçeklik olarak kabul edilemez. Erkek mahpuslar arasında da işsiz, yoksul, ailesinden destek alamayan, engelli, yaşlı veya ciddi sosyal sorunlarla karşı karşıya bulunan kişiler bulunuyor.
 
Üst