Emre
New member
PPF’Lİ ARAÇ NASIL YIKANIR? BOYA KORUMA FİLMİNİ KORUMANIN PÜF NOKTALARI
Arabaya PPF yaptırdıktan sonra insanın psikolojisi biraz değişiyor arkadaşlar. Eskiden kaputa konan kuşu görünce “Hayvanın da canı var.” deyip geçerdik, şimdi kuşun uçuş rotasını, beslenme alışkanlıklarını ve mümkünse ikamet adresini araştıracak duruma geldik. Çünkü kaputta küçücük bir leke görsek içimizden bir ses, “Acaba film zarar gördü mü?” diye bağırıyor.
İşin şakası bir yana, PPF yani Paint Protection Film, aracın boyasını taş çarpması, hafif çizikler ve çeşitli dış etkenlere karşı korumaya yardımcı olan şeffaf bir boya koruma filmidir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: PPF yaptırmak, aracın bakımını tamamen unutmak anlamına gelmez. Hatta yanlış yıkama alışkanlıkları yüzünden koruma filminin görünümüne ve kenarlarına zarar vermek mümkündür.
Peki PPF’li araç nasıl yıkanır? Basınçlı su kullanılabilir mi? Otomatik yıkama makinesine girmek büyük bir suç mudur? Arabasını kendisi yıkayanlarla anahtarını oto yıkamacıya bırakıp kahvesini içenler aynı sonuca ulaşabilir mi?
Gelin, konuyu hem teknik hem de günlük hayattan örneklerle ele alalım.
1. PPF KAPLAMA VAR DİYE ARACI YIKAMADAN BIRAKMAYIN
PPF kaplamalı araç sahiplerinin yaptığı hatalardan biri, filmi korumak adına aracı mümkün olduğunca az yıkamaktır. Mantık ilk bakışta anlaşılır: Suya, beze ve kimyasallara ne kadar az temas ederse film o kadar uzun ömürlü olur. Fakat gerçek hayatta durum tam olarak böyle değildir.
Aracın üzerinde biriken yol tozu, çamur, kuş pisliği, böcek kalıntıları ve ağaç reçinesi zamanla yüzeyde lekelere neden olabilir. Özellikle sıcak havalarda güneş altında kalan kirlerin temizlenmesi daha zor hale gelebilir.
Yani arabayı yıkamamak, filmi korumak yerine kirin yüzeyde daha uzun süre kalmasına yol açabilir.
Burada önemli olan, aracı ne sıklıkla yıkadığınızdan çok nasıl yıkadığınızdır. Günlük kullanılan bir araç için bir veya iki haftada bir yıkama makul bir başlangıç noktası olabilir. Ancak aracın kullanım koşulları, hava durumu, park yeri ve kirlenme miktarı bu aralığı değiştirebilir.
Örneğin İstanbul trafiğinde her gün kullanılan, gece boyunca ağaç altında kalan bir otomobille haftada bir kez hafta sonu gezisine çıkan garaj aracının bakım ihtiyacı aynı değildir.
Bir de şu soruyu soralım: Aracınızın temiz görünmesi mi önemli, yoksa boyayı koruyan filmin yıllar boyunca iyi durumda kalması mı? Aslında doğru yöntemle ikisini birden elde etmek mümkün.
2. İLK YIKAMA İÇİN ACELE ETMEYİN
PPF uygulamasından hemen sonra dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri, yapışkanın ve filmin yeterince oturması için zaman tanımaktır.
Uygulama sonrasında film altında bir miktar nem, hafif bulanıklık veya küçük su izleri görülebilir. Bunlar bazı uygulamalarda kürlenme sürecinin normal parçaları olabilir. Ancak her kabarcığın veya her izin normal olduğunu düşünmek de doğru değildir.
Genel bakım tavsiyelerinde ilk yıkama için yaklaşık 7 gün beklenmesi sıkça önerilir. Bazı filmlerde ve uygulama koşullarında daha uzun bir süre gerekebilir. Bu nedenle en doğru süreyi filmi uygulayan uzmana ve ürünün bakım talimatlarına göre belirlemek gerekir.
İlk günlerde şunlara dikkat edin:
- Aracı yüksek basınçlı suyla yıkamayın.
- Film kenarlarını elinizle kaldırmaya veya düzeltmeye çalışmayın.
- Kabarcıkları tırnağınızla bastırmayın.
- Filmin üzerine rastgele cila, wax veya kimyasal temizleyici uygulamayın.
- Uygulama sonrasında görülen kalıcı ya da büyüyen kusurları kendiniz düzeltmek yerine uygulamacıya gösterin.
Düşünün, yeni takılan bir kapının boyası kurusun diye bekliyoruz da aracın üzerine uygulanan ince bir koruma filminin neden hemen hazır olmasını bekliyoruz?
Biraz sabır, ileride gereksiz masrafların önüne geçebilir.
3. PPF’Lİ ARAÇ İÇİN HANGİ ŞAMPUAN KULLANILMALI?
Şimdi gelelim işin kimya kısmına. Çünkü aracın boyasını korumak isterken yanlış ürünle filmi yıpratmak istemeyiz.
Düzenli yıkama için en güvenli başlangıç, otomobil yüzeylerine uygun, pH nötr bir araç şampuanıdır. Ürünün PPF ile uyumlu olduğunun belirtilmesi de tercih sebebidir.
Peki evdeki bulaşık deterjanını kullansak ne olur?
Bir kere kullanınca dünyanın sonu gelmeyebilir; ancak bulaşık deterjanını düzenli araç bakımının parçası haline getirmek iyi bir fikir değildir. Bu ürünler otomobil yüzeyleri için formüle edilmez ve mevcut koruyucu ürünleri etkileyebilir. Güçlü yağ çözücüler, aşındırıcı temizleyiciler ve uygun olmayan solventler de filmin üst katmanına zarar verebilir.
Ürün seçerken şu ayrıntıları kontrol edin:
- PPF ile uyumlu olması.
- Günlük yıkama için uygun pH değerine sahip olması.
- Aşındırıcı partiküller içermemesi.
- Kullanım talimatlarının açık olması.
- Mat film kullanılıyorsa parlaklık artırıcı veya yüzey görünümünü değiştirebilecek bileşenler konusunda uygunluk bilgisinin bulunması.
Bir de “Ne kadar çok şampuan, o kadar temiz araba” düşüncesinden vazgeçelim. Ürünü gereğinden fazla kullanmak daha iyi temizlik garantisi vermez. Üreticinin önerdiği karışım oranına uymak yeterlidir.
4. İKİ KOVA YÖNTEMİ: KÜÇÜK BİR DETAY, BÜYÜK BİR FARK
PPF’li araç yıkarken en çok önerilen yöntemlerden biri iki kova sistemidir. Uygulaması kolaydır ve yüzeyde çizik oluşturabilecek kir parçacıklarının tekrar tekrar kaportaya taşınma riskini azaltır.
Sistemin mantığı oldukça basittir.
Bir kovada şampuanlı su, diğer kovada temiz durulama suyu bulunur. Mikrofiber yıkama eldivenini şampuanlı suya batırıp bir paneli temizledikten sonra eldiveni durulama kovasında temizlersiniz. Böylece topladığınız kirin tamamını tekrar şampuanlı kovaya ve aracın üzerine taşımamış olursunuz.
Mümkünse kovaların içine kir tutucu ızgaralar da yerleştirin.
Burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: İki kovanın olması tek başına yeterli değildir. Eldiveniniz kirle dolmuşsa, bastırarak ovalıyorsanız veya aracın alt bölümünden topladığınız çamuru kaputa taşıyorsanız yöntemden beklediğiniz faydayı göremezsiniz.
Yıkamaya genellikle tavandan başlanır. Ardından camlar, üst kapı bölümleri, kaput ve yan paneller temizlenir. Tamponların alt kısımları ve yoğun kirli bölgeler en sona bırakılır.
Ayrıca jantlar için ayrı bir eldiven ve ayrı temizlik ekipmanı kullanın. Fren tozu ve yol kirinin kaportaya taşınması, bütün emeklerinizi boşa çıkarabilir.
İşin stratejik tarafı şu: Temizliği yalnızca kuvvet uygulayarak değil, kirin yüzeye tekrar taşınmasını engelleyerek yaparsınız.
5. BASINÇLI SU PPF’YE ZARAR VERİR Mİ?
Forumlarda bu soruya iki uçta cevaplar verildiğini görüyoruz. Bir grup basınçlı suyun PPF’yi anında mahvedeceğini söylerken diğer grup tabancayı kaputa dayayıp yıkamanın hiçbir sorun yaratmadığını savunuyor.
Arabaya PPF yaptırdıktan sonra insanın psikolojisi biraz değişiyor arkadaşlar. Eskiden kaputa konan kuşu görünce “Hayvanın da canı var.” deyip geçerdik, şimdi kuşun uçuş rotasını, beslenme alışkanlıklarını ve mümkünse ikamet adresini araştıracak duruma geldik. Çünkü kaputta küçücük bir leke görsek içimizden bir ses, “Acaba film zarar gördü mü?” diye bağırıyor.

İşin şakası bir yana, PPF yani Paint Protection Film, aracın boyasını taş çarpması, hafif çizikler ve çeşitli dış etkenlere karşı korumaya yardımcı olan şeffaf bir boya koruma filmidir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: PPF yaptırmak, aracın bakımını tamamen unutmak anlamına gelmez. Hatta yanlış yıkama alışkanlıkları yüzünden koruma filminin görünümüne ve kenarlarına zarar vermek mümkündür.
Peki PPF’li araç nasıl yıkanır? Basınçlı su kullanılabilir mi? Otomatik yıkama makinesine girmek büyük bir suç mudur? Arabasını kendisi yıkayanlarla anahtarını oto yıkamacıya bırakıp kahvesini içenler aynı sonuca ulaşabilir mi?
Gelin, konuyu hem teknik hem de günlük hayattan örneklerle ele alalım.
1. PPF KAPLAMA VAR DİYE ARACI YIKAMADAN BIRAKMAYIN
PPF kaplamalı araç sahiplerinin yaptığı hatalardan biri, filmi korumak adına aracı mümkün olduğunca az yıkamaktır. Mantık ilk bakışta anlaşılır: Suya, beze ve kimyasallara ne kadar az temas ederse film o kadar uzun ömürlü olur. Fakat gerçek hayatta durum tam olarak böyle değildir.
Aracın üzerinde biriken yol tozu, çamur, kuş pisliği, böcek kalıntıları ve ağaç reçinesi zamanla yüzeyde lekelere neden olabilir. Özellikle sıcak havalarda güneş altında kalan kirlerin temizlenmesi daha zor hale gelebilir.
Yani arabayı yıkamamak, filmi korumak yerine kirin yüzeyde daha uzun süre kalmasına yol açabilir.
Burada önemli olan, aracı ne sıklıkla yıkadığınızdan çok nasıl yıkadığınızdır. Günlük kullanılan bir araç için bir veya iki haftada bir yıkama makul bir başlangıç noktası olabilir. Ancak aracın kullanım koşulları, hava durumu, park yeri ve kirlenme miktarı bu aralığı değiştirebilir.
Örneğin İstanbul trafiğinde her gün kullanılan, gece boyunca ağaç altında kalan bir otomobille haftada bir kez hafta sonu gezisine çıkan garaj aracının bakım ihtiyacı aynı değildir.
Bir de şu soruyu soralım: Aracınızın temiz görünmesi mi önemli, yoksa boyayı koruyan filmin yıllar boyunca iyi durumda kalması mı? Aslında doğru yöntemle ikisini birden elde etmek mümkün.
2. İLK YIKAMA İÇİN ACELE ETMEYİN
PPF uygulamasından hemen sonra dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri, yapışkanın ve filmin yeterince oturması için zaman tanımaktır.
Uygulama sonrasında film altında bir miktar nem, hafif bulanıklık veya küçük su izleri görülebilir. Bunlar bazı uygulamalarda kürlenme sürecinin normal parçaları olabilir. Ancak her kabarcığın veya her izin normal olduğunu düşünmek de doğru değildir.
Genel bakım tavsiyelerinde ilk yıkama için yaklaşık 7 gün beklenmesi sıkça önerilir. Bazı filmlerde ve uygulama koşullarında daha uzun bir süre gerekebilir. Bu nedenle en doğru süreyi filmi uygulayan uzmana ve ürünün bakım talimatlarına göre belirlemek gerekir.
İlk günlerde şunlara dikkat edin:
- Aracı yüksek basınçlı suyla yıkamayın.
- Film kenarlarını elinizle kaldırmaya veya düzeltmeye çalışmayın.
- Kabarcıkları tırnağınızla bastırmayın.
- Filmin üzerine rastgele cila, wax veya kimyasal temizleyici uygulamayın.
- Uygulama sonrasında görülen kalıcı ya da büyüyen kusurları kendiniz düzeltmek yerine uygulamacıya gösterin.
Düşünün, yeni takılan bir kapının boyası kurusun diye bekliyoruz da aracın üzerine uygulanan ince bir koruma filminin neden hemen hazır olmasını bekliyoruz?
Biraz sabır, ileride gereksiz masrafların önüne geçebilir.
3. PPF’Lİ ARAÇ İÇİN HANGİ ŞAMPUAN KULLANILMALI?
Şimdi gelelim işin kimya kısmına. Çünkü aracın boyasını korumak isterken yanlış ürünle filmi yıpratmak istemeyiz.
Düzenli yıkama için en güvenli başlangıç, otomobil yüzeylerine uygun, pH nötr bir araç şampuanıdır. Ürünün PPF ile uyumlu olduğunun belirtilmesi de tercih sebebidir.
Peki evdeki bulaşık deterjanını kullansak ne olur?
Bir kere kullanınca dünyanın sonu gelmeyebilir; ancak bulaşık deterjanını düzenli araç bakımının parçası haline getirmek iyi bir fikir değildir. Bu ürünler otomobil yüzeyleri için formüle edilmez ve mevcut koruyucu ürünleri etkileyebilir. Güçlü yağ çözücüler, aşındırıcı temizleyiciler ve uygun olmayan solventler de filmin üst katmanına zarar verebilir.
Ürün seçerken şu ayrıntıları kontrol edin:
- PPF ile uyumlu olması.
- Günlük yıkama için uygun pH değerine sahip olması.
- Aşındırıcı partiküller içermemesi.
- Kullanım talimatlarının açık olması.
- Mat film kullanılıyorsa parlaklık artırıcı veya yüzey görünümünü değiştirebilecek bileşenler konusunda uygunluk bilgisinin bulunması.
Bir de “Ne kadar çok şampuan, o kadar temiz araba” düşüncesinden vazgeçelim. Ürünü gereğinden fazla kullanmak daha iyi temizlik garantisi vermez. Üreticinin önerdiği karışım oranına uymak yeterlidir.
4. İKİ KOVA YÖNTEMİ: KÜÇÜK BİR DETAY, BÜYÜK BİR FARK
PPF’li araç yıkarken en çok önerilen yöntemlerden biri iki kova sistemidir. Uygulaması kolaydır ve yüzeyde çizik oluşturabilecek kir parçacıklarının tekrar tekrar kaportaya taşınma riskini azaltır.
Sistemin mantığı oldukça basittir.
Bir kovada şampuanlı su, diğer kovada temiz durulama suyu bulunur. Mikrofiber yıkama eldivenini şampuanlı suya batırıp bir paneli temizledikten sonra eldiveni durulama kovasında temizlersiniz. Böylece topladığınız kirin tamamını tekrar şampuanlı kovaya ve aracın üzerine taşımamış olursunuz.
Mümkünse kovaların içine kir tutucu ızgaralar da yerleştirin.
Burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: İki kovanın olması tek başına yeterli değildir. Eldiveniniz kirle dolmuşsa, bastırarak ovalıyorsanız veya aracın alt bölümünden topladığınız çamuru kaputa taşıyorsanız yöntemden beklediğiniz faydayı göremezsiniz.
Yıkamaya genellikle tavandan başlanır. Ardından camlar, üst kapı bölümleri, kaput ve yan paneller temizlenir. Tamponların alt kısımları ve yoğun kirli bölgeler en sona bırakılır.
Ayrıca jantlar için ayrı bir eldiven ve ayrı temizlik ekipmanı kullanın. Fren tozu ve yol kirinin kaportaya taşınması, bütün emeklerinizi boşa çıkarabilir.
İşin stratejik tarafı şu: Temizliği yalnızca kuvvet uygulayarak değil, kirin yüzeye tekrar taşınmasını engelleyerek yaparsınız.
5. BASINÇLI SU PPF’YE ZARAR VERİR Mİ?
Forumlarda bu soruya iki uçta cevaplar verildiğini görüyoruz. Bir grup basınçlı suyun PPF’yi anında mahvedeceğini söylerken diğer grup tabancayı kaputa dayayıp yıkamanın hiçbir sorun yaratmadığını savunuyor.